CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Silivri’de devam eden İBB davasına ilişkin yaptığı açıklamada, tutukluluk halinin hukuki bir tedbir olmaktan çıkıp başlı başına bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü belirtti. Çiftçi, “İddialar tek tek çürürken bu dosyanın anahtar kelimesinin ‘tutukluluk’ olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. İnsanların aylar boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakılması hukukla açıklanamaz” dedi.
(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Silivri’de devam eden İBB davasına ilişkin yaptığı açıklamada, tutukluluk halinin hukuki bir tedbir olmaktan çıkıp başlı başına bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü belirtti. Çiftçi, “İddialar tek tek çürürken bu dosyanın anahtar kelimesinin ‘tutukluluk’ olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. İnsanların aylar boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakılması hukukla açıklanamaz” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Silivri’de süren yargılamaları değerlendirdi. Çiftçi, “kumpas davası” olarak nitelendirdiği süreçte ifadelerin tehdit ve şantajla alındığına şahitlik ettiklerini ifade ederek, yargılamanın siyasi bir operasyon merkezinde yürüdüğünü kaydetti.
“Savcılık makamı da ortaya koyduğu delilsiz iddianameyle istemeden de olsa bu gerçeği ikrar etmiştir”
Dosyada isnat edilen suçlar ile tutukluluk süreleri arasındaki çelişkiye dikkati çeken Çiftçi, tüm yol arkadaşlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini vurguladı. Çiftçi, sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“İddialar tek tek çürürken bu dosyanın anahtar kelimesinin ‘tutukluluk’ olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Çünkü dosyada tutuklama, hukukun öngördüğü bir tedbir olarak değil, başlı başına bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmüş durumda. İsnat edilen suçların karşılığı olan olası infaz süreleri açıkça ortadayken, insanların aylar boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakılması hukukla açıklanamaz.
Üstelik mesele yalnızca infazı sınırlı olanlarla ilgili de değildir. Tüm yol arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanması gerekmektedir. Ve bu tespiti sadece biz yapmıyoruz. Savcılık makamı da ortaya koyduğu delilsiz, ispatsız iddianameyle istemeden de olsa bu gerçeği ikrar etmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla Silivri’de yürüyen süreç, bir yargılama görüntüsü altında tutukluluğun merkezde olduğu bir siyasi operasyondur.”
“En fazla bir gün cezaevinde kalacağı bir ‘suç’ için Pehlivan 9 aydır tutuklu”
Çiftçi, açıklamasında tutuklu bulunan isimler üzerinden somut örnekler vererek hukuki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini kaydederek, şu ifadelere yer verdi:
“Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan 19 Haziran’da tutuklandı. Meslektaşım Pehlivan’ın da diğer yol arkadaşlarım gibi herhangi bir suçunun olmadığını, tek suçunun mesleğinde çok başarılı bir avukat olduğunu biliyoruz. Ancak Mehmet Pehlivan kendisine isnat edilen suçlamadan ceza alsa dahi kapalı cezaevinde bir gün kalıp denetimli serbestlikten yararlanacak. En fazla bir gün cezaevinde kalacağı bir ‘suç’ için Pehlivan 9 aydır tutuklu. Esra Huri Bulduk ise 27 Ekim 2025’te tutuklandı. Kendisine isnat edilen suçlardan ceza alsa bile, kapalı cezaevinde tutulmaması gerekiyor. Açık cezaevinde ise kalış süresi en fazla 6 ay olabilir. Buna rağmen Esra Huri Bulduk 5 aydır tutuklu.
Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun da durumu farklı değil. Kasapoğlu hakkında hesaplanan olası infaz süresi, mevcut tutukluluk haliyle kıyaslandığında ölçülülük ilkesinin tamamen ortadan kalktığını gösteriyor. Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin yönünden de tablo değişmiyor. İsnat edilen suçların karşılığında fiilen bir ceza infaz kurumunda kalması gerekmiyor.
Ceza yargılamasında temel ilke açıktır. Tutuklama istisnadır, özgürlük esastır. Bugün ise bu ilke tersine çevrilmiş, istisna kural haline getirilmiştir. Henüz yargılama sürerken, infazı dahi sınırlı olan suçlamalar üzerinden insanların aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakılması, yargılamanın kendisinin fiili bir cezaya dönüştürüldüğünü göstermektedir.
Aşağıdaki liste, İBB dosyasında tutukluluk kararlarının hukukla değil, siyasi operasyonla verildiğini açık biçimde göstermektedir. Ceza alsalar dahi çok kısa bir süre açık/kapalı cezaevinde kalacaklara ve tüm yol arkadaşlarımıza uygulanan tutukluluk hali psikolojik işkencedir. Ahmet Güldü: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Ahmet Şahin: Cezaevinde fiili kalış süresi bulunmuyor. Ali Üner: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Altan Ertürk: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Çağlar Türkmen: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Cevat Kaya: Cezaevinde fiili kalış süresi bulunmuyor. Davut Bildik: Yaklaşık 2 gün kapalı cezaevi. Esra Huri Bulduk: En fazla 6 ay açık cezaevi. Fatih Yağcı: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Hüseyin Yurddaş: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Iraz Bayrak: Yaklaşık Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Kadriye Kasapoğlu: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Mehmet Pehlivan: Cezaevinde fiili kalış süresi bulunmuyor. Nazan Başelli: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Sabri Caner Kırca: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi. Şehide Zehra Keleş: Yaklaşık 1 ay kapalı cezaevi.”
Artvin'den Güncel Manşetler, bölgenin nabzını anlık tutan, güvenilir ve hızlı haberciliğin adresi; yerelden ulusala uzanan en önemli gelişmeleri tarafsız bakış açısıyla sunarak sizi her zaman bir adım önde tutar.
Yorum Yap